Bilgi Evleri Tanıtım Filmi

 

Aile İçi İletişim

altAile, temel davranış özelliklerinin kazanıldığı ilk yerdir. Kişinin yaşamının ilk yıllarında fizyolojik ihtiyaçlarının (beslenme, sevilme, bakım vb.) zamanında karşılanması sonucu "temel güven duygusu" için temel atılır. Bu durumun aksi oluştuğunda ise çocukta "beni sevmiyorlar, benimle ilgilenmiyorlar bu yüzden ben değersizim" dolayısı ile "temel güvensizlik duygusu gelişir. Bireyin ilerleyen yaşamında göstereceği tutum yaşamının ilk yıllarında kurduğu ilişkiler sonucunda belirlenir.
   

Çocuklar düşüncelerini, fikirlerini olduğu gibi söyleme eğilimi gösterir. Ancak ebeveynleri tarafından "sus, bunlar ayıp, söylenmez" şeklinde susturulan çocuk, gerçekleri söylemenin ona zarar vereceğini öğrenir. Böylece çocuk insan ilişkilerinde dürüstlükten, içtenlikten uzaklaşır. Çocukların her davranışı için eleştiren, sorgulayan, denetim altında tutan, küçümseyen, azarlayan ebeveynler; tedirgin, kendine öz güveni az bireyler yetiştirirler. Çocuğun kendi düşüncelerini ifade etmesi için onları cesaretlendiren, destek olan, onlara seçim şansı tanıyan ebeveynler; kendine güveni ve saygısı olan, girişken bireyler yetiştirirler.
 
  Ailenin temel iletişimi eşler arasında başlar. Sağlıklı bir ilişki, iki kişinin bilinçli olarak, düşünüp taşınıp, sorumluluk içinde aldığı karara dayanır. Sağlıklı ilişki kuran eşler birbirlerine değer verir, saygı duyar, birbirlerinin fikir ve düşüncelerine önem verip, karşısındakini olduğu gibi kabul eder.  Evliliğin devamı için, kendi gereksinimleri ile “Yuvanın” gereksinimleri arasında bir denge kurarlar, bu denge sayesinde eşler uzun vadeli mutlulukları, kısa vadeli doyumlara yeğlerler kendi davranış, düşünce ve duygularından kendilerini sorumlu tutarlar. Dürüst olmaya ve kendi bencil sınırları içinde kalmamaya özen gösterirler.Bu olgun davranışlarıyla çocuklarına örnek rol model oluşturarak onlara yol gösterirler.  Bu kişilerin kendilerine ve diğerlerine saygıları vardır. Çocuk yetiştirmenin sorumluluklarının bilincinde olup, ona uygun şekilde davranırlar. Bu tip anne-babanın kurduğu aile içinde yetişen çocukların gereksinimleri doğal olarak karşılanır. Bu tip ailelerde çocuklar kendine güvenli, ne istediğini bile, öz güvenli bireyler olacağı için anne-babayı kendi gereksinimlerini giderme aracı olarak kullanmazlar ve anne-baba da kendi eksikliklerini çocuklarının üzerinden tamamlamaya çalışmazlar. Sağlıksız ailelerde ki mutsuz anne ve mutsuz baba ise kişisel becerileri ve girişimleri kendi gereksinimlerini karşılayamadığı için, gereksinimlerini karşılamada çocuklarını araç olarak kullanırlar çocukların kendi gereksinimleri ve kişisel gelişimsel potansiyelleri böyle anne-babalar için önemli değildir. Bu tür ailelerde çocuklar gelişemezler ve kendi kişiliklerini bulamazlar.
  
   Çocuğun aile içinde ki yerini anne-baba ve ailede ki diğer bireylerle olan iletişimi belirler.  Çocuğun ilk sosyal deneyimini edindiği yer ailedir. Çocuğa yönelik davranış ve tutum, bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu kanıtlamıştır. Evlerinde gerekli ilgi ve özeni gören çocukların arkadaş ilişkilerinde daha başarılı ve girişken oldukları görülmektedir. Buna karşı gerekli ilgi ve özeni görmeyen, aile içi iletişimde problem olan çocuklar; karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendilerini anlatmakta zorluk çekmektedirler. Demokratik, sevgi dolu bir aile ortamında büyüyen çocuklar, gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler. Küçümseyen, cezalandıran ya da hem sevip hem de kötü davranan anne ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaktadırlar. Çocuğun aile bireyleriyle kurduğu iletişim diğer kişiler, nesneler ile kurduğu iletişimle doğru orantılıdır.  Aile aynı zamanda çocuğa, aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temellerini atar. Anne-Baba-Çocuk ilişkisi, ilk olarak anne ve babanın takındığı tutuma bağlıdır. Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok olaya bakıldığında asıl sebebin anne-baba-çocuk arasında ki iletişim bozukluğunun sebep olduğu görülmüştür. Bununla birlikte anne-babanın tutumunu da kendi çocukluk yıllarında edindikleri deneyimler etkilemektedir.  Çocukluk yılarında kendi anne babasıyla sağlıklı bir iletişim kuramayan, yeterli sevgi göremeyen bir baba ya da aşırı baskı altında büyümüş bir annenin tutumları bu kötü deneyimler nedeni ile olumsuz olabilir büyüme aşamalarında başarılı olan çocuklar, iyi aile ilişkileri içinde yetişmiş bireylerdir. Aile içinde kurulan başarılı ilişkiler, mutlu, dostça, stresten uzak ve yapıcı bireylerin oluşumunu sağlar. Anne ve babanın sevgi ve ilgisinin eksik olduğu bir ailede büyüyen çocuklar, büyük bir sevgi açlığı gösterirler. Bu açlıkta bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir. Ergenlik dönemin de gencin, sorunlarını kolaylıkla, sıkıntı çekmeden aşabilmesi, geçmişteki olumlu aile ilişkilerine bağlıdır. Çocukluk döneminde sevgi ve güven duygusuyla yetiştirilen çocuk, mutlu bir ergen adayıdır. Daha o dönemde anne ve babasıyla başarılı bir iletişim kurabilen çocuk, zorlu ergenlik döneminde de aynı arkadaşça ilişkilerini sürdürerek, kişisel sorunlarını kolaylıkla çözebilir. 
   
   Aile üyeleri birbirleriyle kurduğu iletişim sonucunda kendilerini değerli veya değersiz, kendilerini güvende veya güvensiz hisseder. Bu durum onların psikososyal ve sosyokültürel konumlarını ve ruhsal durumlarını etkiler. Sonuç olarak sağlıklı birey, sağlıklı aileyi oluşturacak, sağlıklı aile ise sağlıklı toplumu oluşturacaktır.