Bilgi Evleri Tanıtım Filmi

 

Çocuk Psikolojisine Kısa Bir Bakış

altAnnelik;  çocuğu mutlu etmek değil, çocuğu hayata hazırlamaktır. Batılı bir felsefecinin sözüyle konuya devam etmek istiyorum. ‘‘Bir çocuğa ya da bir hayvana istediği her şeyi verirseniz, çok kötü bir çocuğunuz ve çok iyi bir hayvanınız olur’’. Yani; çocuğun her istediğini yapmak, iyi annelik demek değildir. Bu, çocuğu doyumsuz yapar ve çocuğun beklenti düzeyi yüksek olur. Böyle çocuklar her şeyi hazır bekler, emek vermeden elde etmek ister.

Günümüzde insanlık geçmiş dönemlere göre daha varlıklı, refah seviyesi yüksek, istediğini kolay elde edebiliyor. Bu durum, annenin ‘’Ben sıkıntı çektim, çocuğum sıkıntı çekmesin.’’ diyerek çocuğun her istediğini karşılayan anne figürleri oluşturuyor. Bunun sonuçları daha sonra ortaya çıkıyor. ‘‘Ben bu çocuğa iki kişilik sevgi verdim, her istediği karşıladım, niye böyle oldu. ‘‘ Burada iki kişilik sevgi vermek çocuğa iyilik yapmak değildir. Sevgi de güneş gibidir. Çok verirseniz yakar. Az verirseniz mahrum kalır. Ölçülü ve dengeli olması gerekir. Çocuğun ihtiyacına göre sevgi verilmelidir.

Çocuğun psikososyal gelişimine bakıldığında, çocuk doğduğunda ilk tepkisi ağlamaktır. Peki, çocuk neden ağlar? Çünkü anne karnı rahattı. Her şey hazır ayağına geliyordu. Sıcaktan soğuktan etkilenmiyordu. Ama doğduğunda ciğerine ilk kez soğuk hava doldu. Bebeklerin yaşadığı ilk duygu korkudur. İlk verdikleri tepki ise ağlamadır. Çocuk korktuğu zaman anneye sarıldığında güven duyar ve rahatlar. Güveni artar, korkusu azalır. Bebeğin ilk sevgi nesnesi, bu yüzden annesidir. Çocuk büyüdükçe ikinci sevgi nesnesi; babası, kardeşleri, oyuncakları olur. Çocuklarda ilk 1 yıl özellikle anne ön plandadır. Eğer bebek doğar doğmaz anne ile güvenli bağlanmanın olduğu bir ilişki kurarsa mutlu bir çocukluk geçirir.

Çocuk yürümeye başladığında diğer nesneleri de tanır. Her şeye dokunur, her şeyi ağzına alır. Bu aslında yaramazlık değildir.  Bu çocuğun keşfetme ve öğrenme sürecidir. Bu süreçte ona karışmak; onu yapma, ona dokunma demek; onun öğrenme ve gelişim sürecini etkiler. Bu davranışlar çocuğun merakını söndürür, özgüvenini kırar ve çocuk korkak olur. Mum gibi çocuklar vardır. Bu çocuklar annelerin çok hoşuna gider. Anneler çocuğunu çok güzel yetiştirdiğini düşünür ve çocuğu akıllı-uslu diye çocuğuyla övünür. Mesela; bu çocuklar özgüveni düşük çocuklardır. İnisiyatif alamazlar. Hep onay beklerler. Kendilerine güvenemezler.

                Örneğin; 0-3 yaş arası çocuklar kendilerini ve çevreyi keşfettikleri bu yaşlarda koltuğun üzerine çıkmaya çalışır, düşer, didinir bir daha dener. Kendi başarmak ister. Böyle bir durumda geleneksel anne modeli şunu yapar; çocuk çıkmaya çalışırken çocuğu tutar kendi çıkarır. Oysa çocuk; o koltuğa çıktığında muzaffer bir komutan edasıyla sevinir. Çocuğu bu zevkten mahrum etmiş olur. Özerklik duygusu da zarar görür. Batıdaki anne modeli ise şöyle yapar; çocuğu serbest bırakır. Çocuk çıkarsa çıkar; düşerse düşer. Anne hiç karışmaz, ilgilenmez. Doğru yaklaşım ise şudur; çocuk kendi başına koltuğa tırmanmalı, anne karışmamalı ve ben senin yanındayım mesajını vermeli. Koltuğa çıktığında alkışlamalı. Çünkü çocuk koltuğa çıktığında ‘BEN YAPTIM’ duygusu yaşatılmalıdır. Özerklik duygusu geliştirilmelidir. Ama bir şey olursa annem yanımda diyerek güven duygusu da gelişecektir. Burada verilen mesaj şudur: Ben senin yanındayım ama sen başar.