Bilgi Evleri Tanıtım Filmi

 

Velilerin Okul Dönemindeki Çocuklarıyla İletişimi

altGünümüz modern şehirlerinde en yaygın biçimi ile çekirdek aile; anne, baba ve onların çocuklarından oluşan en küçük toplumsal birimdir. Sağlıklı bireylerin yetişmesi ve topluma kazandırılması ancak aile içi sağlıklı iletişim ile mümkündür. Okula başlamış çocuklarla iletişim için ailenin ayrıca bir çaba göstermesi gerekir. Çünkü okula başlayan çocuğun iletişimi artık yakın çevresiyle sınırlı değildir.

 

Çocuk, okulda karşılaştığı birçok olay karşısında sevinç, üzüntü veya korku gibi duyguları yaşar. Peki, anne ve baba olarak okuldan eve gelen çocuklarınızla nasıl bir iletişim kuruyorsunuz? İletişimde hatalarınız var mı? Varsa bu hatalarınızı değiştirmek için çaba harcıyor musunuz? Öğrenciliğin getirdiği ödev yapma, erken yatma, kalkma, sınav hazırlığı gibi sorumlulukların üstesinden gelmesi için nasıl bir çaba harcıyorsunuz?

 

Peki, çocuklarınızla iletişiminizde hatalarınızın farkında mısınız? Anne ve babaların okul dönemindeki çocuklarla yaptığı iletişim hataları nelerdir; bunlara bakalım:

 

Çocuğun ne söyleyeceğini dinlemek yerine o esnada ne cevap vereceğini ya da onu nasıl ikna edeceğini tasarlamak.

Gereğinden fazla ve suçlayıcı bir takım sorular sormak. “ Bu kaçıncı söz verişin?”, “Düşük notlarını düzelteceğini söylememiş miydin?” gibi sorular çocuğun doğru düşünmesine, sorunun nerden kaynaklandığını bulmasına ve bu yeteneği kazanmasına bir katkı sağlamaz. Tam tersine çocuğun savunmaya geçmesine, duygu ve düşüncelerini gizlemesine yol açar.

Onun duygu ve düşüncelerini dikkate almamak. Olaylar karşısında ne hissettiğini önemsememek.

Saldırgan bir dil kullanmak.

Çocukları hatalı davranışı yerine top yekûn eleştirmek. Hatalı davranış yerine tamamen eleştirilen çocukların öz saygısı azalır yani kendini değersiz görür.

“Akılsızsın”, “başarısızsın” gibi çok fazla olumsuz sıfat kullanmak. Bu durum zamanla çocukların davranışlarını olumsuzlaştırır.

Gereğinden fazla akıl ve öğüt vermek.

Yargılayarak konuşmak. Çocuğunuz okuldan geldi ve arkadaşıyla arasında geçen münakaşayı anlatmaya başladı, “Neden oldu” “Ne gerek vardı” “Nasıl olur” gibi sorular kapı kapatıcılardır. Yargılayıcı konuştuğunuz zaman çocuk kabuğuna çekilecektir.

Tehditkâr konuşmak. “Odanı veya masanı toplamazsan olacakları sen düşün” gibi konuşmalarla gözdağı vermek.

Alaycı konuşmak. Birçok anne-baba, çocuklarında gördükleri hatalı davranışı onunla alay ederek giderebileceklerini düşünürler ve böyle davranırlar. Alay çocuk üzerinde manevi baskı oluşturur ve davranış bozukluklarına neden olur. Sonra ki yıllarda bir birey olarak toplumla olan ilişkisinde zorluklar yaşayabilir.

Yıkıcı eleştirilerde bulunmak. “Her şeyi berbat ediyorsun “ eleştirisi zamanla hiçbir şeyi iyi yapamayacağını düşünmesine neden olur.

Çocuğun yapabileceği şeyleri anne babanın üstleniyor olması. Yapılan araştırmalara göre aşırı koruyucu ebeveynlerin çocuklarında özgüven yoksunluğuna rastlanmaktadır. Ebeveynlerin desteği çekildiğinde ortaya, beceriksiz, hiçbir işin üstesinden gelemeyen, pasif ve bağımlı çocuklar çıkmaktadır.

Sen dilini kullanarak mesajlar vermek. “Beni sinirlendiriyorsun” “Çok dikkatsizsin” “Saygısızca davranıyorsun” gibi cümleler kullanıldığında çocuk da kendini savunmak zorunda hissedecek ve benzer karşılıklar verecektir.

Ergenlik döneminde anne babaların düştüğü en büyük yanlışlardan biri de çocuğu ile farklı yaş dönemlerinde hep “aynı” tarzda konuşmalarıdır. Çocuk sürekli büyüme, gelişim ve değişim içerisindedir. Çocuk değişir ama anne baba iletişimde konuşma tarzını değiştirmemekte direnir.

 

Hataların farkında olmak, onları giderme yolunda atılan en büyük adımdır. Peki, çocuklarımızla daha sağlıklı bir iletişim kurmak ve sağlıklı bireyler yetiştirmek için neler yapılmalı; şimdi de bunlara değinelim:

 

Anne ve babalar olarak kendi beklentilerinizi, davranışlarınızı, ilişki biçimlerinizi, yaşama ve olaylara bakış açılarınızı gözden geçirmelisiniz. Kendinizde bir eksiklik hissediyorsanız ilgili kitap ve dergileri okumalı, okullarda verilen seminerlere katılmalı, öğretmenlerden ve alanında uzman kişilerden destek almalısınız.

Çocuğunuza güvenmeyi öğrenin ve bunu sergileyin ki o da kendisine güvensin.

Çocuğunuzu önce iyice dinleyin daha sonra gerekiyorsa ikna etmeye çalışın.

Çocuğunuzun doğru düşünmesini sağlamak ve problemi kendisinin çözmesine yardımcı olmak için yargılayıcı ve suçlayıcı soruları bir tarafa bırakmanız gerekir.

Onun duygu ve düşüncelerini dikkate alın. Okulda yaşadığı veya tanık olduğu bir olay karşısındaki duygularını açıklamasını isteyin. “Korktun mu?”, “Heyecanlandın mı?” veya “Mutlu oldun mu?” gibi yönlendirici sorularla ne hissettiklerini açıklamasına yardımcı olabilirsiniz. Zamanla duygularını rahatlıkla ve doğru olarak ifade etmesini öğrenecektir.

Saldırgan dil kullanmayın. Söylemek istediklerinizi de yutmayın. Açık ve net ifadeler ile duygularınızı kontrol ederek hataları dile getirin.

Başardıkları için ödüllendirin, doğru davranışlarını övün.

Çocukları gerektiği zaman eleştirmekten kaçınmayın. Kişiliğini değil hatalı olan davranışını eleştirin. Eleştirirken “ben” dilini kullanın. “Masamı toplamadığın için kendime çalışacak alan bulamıyorum” cümlesi tehdit içermeyen bir cümledir. Çocuk tarafından hatası kolay kabul edilir bir davranıştır ve “ Masanı dağıttığımı fark etmedim” gibi yanıtlar gelecektir.

Çocukları dinlerken, onu dinlediğinizi hissettiren “hı hı”, “evet”, “dinliyorum” gibi ifadeler kullanın. Sessiz dinliyorsanız çocuğa bakmalı, onun konuşmasını yüreklendirmelisiniz. Yeni şeyler söylemek yerine anlattıklarını kısa özetler ile tekrarlayabilirsiniz.

Genel sorular yerine daha özel sorular sorun. “Bu gün okul nasıldı?” yerine “ Bugün sunduğun fen bilgisi deneyi nasıl sonuçlandı?” gibi

Çocuğunuz üniversite sınavına hazırlanıyor ve bir gün bu sınavda başarılı olamayacağını ve sınava katılmak istemediğini belirtti. “Yaparsın” , “Başarırsın” gibi sabit belli mesajlar vermek yerine, karşılıklı ve sakin olarak nasıl böyle bir kanıya kapıldığını araştırarak onun duygu ve düşüncelerini ifade etmesine yardımcı olunuz.

Öğüt vermek yerine, onun sıkıntılarına benzer sıkıntıları yaşamışsanız bunu paylaşmanız ve anlatmanız daha faydalı olacaktır. Yaşadığı sıkıntıların herkes tarafından yaşandığını yalnızca ona özgü olmadığını bilmesi onu rahatlatacaktır.

Çalışan veya çalışmayan anne ve babaların, çocuklarıyla faydalı zaman geçirmeleri için daha çok çaba göstermeleri gerekir. Vakit bulamadığını söyleyen anne ve babalar, size ve çocuğunuza faydası olmayan magazin programları ve dizilere zaman bulabiliyorsanız, çocuğunuza ayıracağınız zamanınız var demektir.

 

Unutmayın iletişim herkes için çok önemlidir; ancak çocuklarımızla kurduğumuz iletişimin şekli, onların ileride nasıl bireyler olacaklarını belirler. Çocuklarınız hangi yaşta olursa olsun onları kucaklayın ve sarılın. Sizi örnek alan çocuklarınıza tatlı dilinizle, etkin dinlemenizle, onlara duyduğunuz saygı ve sevgiyi göstererek güzel örnekler olun. Çocuklarınızı bir birey olarak kabul edin iletişiminiz daha sağlıklı olacaktır.