Bilgi Evleri Tanıtım Filmi

 

Çocuk Eğitimde Disiplin

altDisiplinin “hayır” sözcüğünü sık kullanmak, arada bir popoya dokundurmak, ceza vermek, bağırarak söz dinletmek, baskı kurmak olduğunu düşünen birçok aile var. Eğitimci gözüyle disiplin; mantıkla açıklanabilir kurallar koymak, bu kurallar doğrultusunda hareket etmek, bunlarda tutarlı davranmak, çocuğunun hatası karşısında anne‐baba olarak kontrollü olmak, kararlılık ile hoşgörü arasındaki dengeyi kurabilmek ve çocuğunun özgüvenini zedelemeden ona sınırlar koymaktır. 

Disiplin aslında, düzeni sağlayan bir öğrenme ve öğretme sürecidir.

Disiplini sağlamak zor iş. Sertlik, katılık, vicdansızlık gibi algılanan disiplin içinde sevgi, şefkat, destek, yumuşaklık, sabır, kararlılık içeren bir kavram. Disiplinin içinde sınır koyma da var, özgürlük de var. Çocuk, gelişimi için attığı her adımda biraz daha bağımsızlaşır, o bağımsızlaştıkça anne‐baba sınır koyar; bu sağlıklı gelişimin doğal sonucudur.

1 yaşındaki çocuk, doyduğunda biberonu ya da kaşığı eliyle iter, başını sallar veya kaşlarını çatar.

 2 yaşındaki çocuk, her  şeyi kendi kendine ve istediği  şekilde yapmanın mücadelesini verir, sanki “ben varım” der.

4 yaşındaki çocuk, odasının toplanmasını istendiğinde net bir şekilde “hayır” diyebilir.

 6 yaşındaki çocuk, televizyonun kapatılması istendiğinde “ne karışıyorsunuz?” diyerek tavır koyabilir.

11 yaşındaki çocuk, öpülmek istendiğinde yüzünü buruşturabilir.

 Çocuk bağımsızlaştıkça, bağımsızlığını korumak için ısrar eder. Çocuk bağımsızlığını korudukça, anne‐baba da çocuğundan bağımsızlaşır. Böylece çocuğunun “sınırlar içindeki” bağımsızlığını desteklemiş olur. Disiplini sağlamak için ceza verilebilir, fakat cezanın olduğu yerde ödül de olmalıdır. Burada ödül ve cezadan ne anlaşıldığı da tartışılabilir. Bir çocuğun, tekrarlanması istenen bir davranışına “aferin” demek, alkışlamak, okşamak, bir hediye almak ödül olabilirken; çocuğu bazı şeylerden mahrum bırakmak (oyun, oyuncak, tv, faaliyet, ilgi...), molaya koymak, bakışlar... ceza kapsamına girebilir.

Ceza, mutlaka istenmeyen davranışın hemen ardından verilmeli ve o davranışla ilişkili olmalıdır. Ödül de istenen davranışın hemen peşinden verilmeli, böylece davranışı pekiştirmelidir. Sınırsızlık içinde yaşayan çocuk, yönünü belirleyemez, güven duygusu hissedemez, daima bir desteğe bağımlı olma, onay alma, yardım alma ihtiyacını duyar.

Çocuk, sınırları zorlar, anne‐babanın ne kadar kararlı olduğunu test eder, sınırları zorlayınca ne ile karşılaşacağını görmek için denemeler yapar. Çocuğuna “hayır” diyemeyen, kıyamayan, onu veliaht gibi yetiştiren anne‐baba, gelecekte mücadele gücünden yoksun, doyumsuzluğa aday, özgüveni yitik, kolay mutsuz olan yetişkin yetiştirdiğini bilmelidir.